20.01.2021 - Malatya Şehir Portalı & Firma Rehberi
Malatya Portal ~ Firma Rehberi

Bismillah ‘ın Anlamı Üzerine

Bismillah ‘ın Anlamı Üzerine

“Bismillah”

 

Araplar “be” harfiyle söze başlamadıkları için müfessirler burada bir sırrın olduğunda görüş birliği içindedirler.. Fakat bu sırrın ne olduğu konusunda müfessirler arasında görüş ayrılığı vardır..

 

Derler ki bu sır, yüce Hak ‘tan gelen şu emirdir : Ey kulum, şeytandan sığınırken sığınmanı benim adımla başlat ki onun şerrinden güven bulasın. Kimi müfessirlerse derler ki bu sır, kulun şu seslenişidir : Rabbim, şeytandan sana sığınıp senden yardım istiyorum. Sana sığınmada işe senin adınla başlamak, senin adına kaçmak, eylem ve işimi senin adına sığındırmak dışında bir şey bilmiyorum. Çünkü senin kutlu adınla başlamayan her iş eksik ve güdük kalır ve bir sonuca ulaşmaz..

 

Peygamber (selam üzerine olsun), şöyle der ; “Allah adıyla başlamayan bütün iyi işler de sonuçsuzdur.”

 

Mustafa (selam üzerine olsun), buyuruyor ki ; bir tehlike yada bir yücelik ve bir yarar barındıran bir işe başlanırken, Allah ‘a sığınılmazsa ne kadar çabalanırsa çabalasın o iş sonuca ermez ve sonunda pişmanlık ve hüsran yaşanır. İnanmıyorsan Firavun, Şeddad ve Nemrud ‘a bak. Saltanattan bir yarar görmek, geriye iyi bir ad bırakmak ve uzun yıllar boyunca iyilik ve yücelikle anılmak ve sevilmek için onca araç gereç, ordu, saltanat ve kol gücüyle çabaladılar, düşünüp taşındılar, dünyanın hazinelerini harcadılar, ama işlerinde Allah ‘a sığınmadıkları için bütün işleri alt üst oldu ve bütün umutları suya düştü. Dostluk istediler, yeryüzünde düşman olup çıktılar. İyi bir ada kavuşmak istediler, dünyada adları kötüye çıktı. Gönüllerde saygınlık ve büyüklük kazanmak istediler, sinekten daha hakir ve aşağı duruma düştüler. Bu sözün daha da açıklık kazanmasını istersen peygamberlerin durumuna bak.

Onlar, yaptıkları her işe bununla başladılar, bu ada sığındılar, bu ada hizmet ettiler, bu adı ruhlarına ve gönüllerine yerleştirdiler ve mallarını bu ada feda ettiler. Halktan kabul görme derdinde değillerdi. Halk kendilerine iyi söyleyecek, kötü söyleyecek diye düşünmezlerdi. Onlar, halkı bu ada hizmete çekme ve bu ada sığındırma derdindeydiler. Halk içinde iyi bir ad edinme, adlarını kalıcı kılma derdinde değildiler. Bilakis Hakk ‘ın adı aziz ve muazzam olsun ve bu ad ululansın derdindeydiler. Kendi adlarını dilemiş olsalar bile yine bu ad için dilemişlerdir. Böylece bu büyük adın kendi adlarını nasıl büyük hale getirdiğini, nasıl aziz kıldığını halk görsün istemişlerdir. Halkın gözünü açmak istemişlerdir böylece. Demişlerdir ki : yanlış yoldasınız, adınızı istiyorsanız, adınızı bırakıp bu ada sarılın. Saygın olmak istiyorsanız bu adın saygınlığını koruyun. Kendi adınızı unutup bu adı aklınızda tutun. Çünkü kim kendi adını bu adda yitirirse, sonsuza dek iyi ada kavuşur. Mustafa (selam üzerine olsun), ise diğer peygamberlerden bu hizmette daha atikti ve iyi ad bakımından daha öne geçmişti.

 

Güçsüz ebabil kuşları bu ada sarılınca azgın fillerin canlarını okudular. Bu adın saygınlığını inkar edenlere inat oku : “Rabbin fil sahiplerine ne yaptı görmedin mi ?” (Fil Suresi-1). Bir sivrisinek bu ada sığınınca şahlar şahı Nemrud ‘un canını okudu ve gösterişli ordusunu birbirine kattı. Bu adın saygınlığını sınamaya kalktıklarında on dört gecelik ay küresi bu ada hizmet için yarıldı. Nuh bu adı kendine sığınak yapınca doğudan batıya tufan dalgaları kopup yüz bin ordu ve kabileyi bir birine kattı. Derler ki dünya hiçbir zaman Nuh döneminde olduğu kadar bayındır olmamıştı. İnsanlar hiçbir zaman Nuh döneminde olduğu kadar ünlenmemişlerdi. Herkes kendi adıyla böbürlenip kendinden geçiyordu. Nuh, bu adı kendilerine ne kadar sunsa da kabul etmiyorlar ve bu ada küçümseyerek bakıyorlardı. Çünkü dış görünüşe tapıyorlardı. Bu ad ise mana denizinden kopan bir dalgadır. Dış görünüşe tapanların, yetmiş suyla yıkanmadıkça buraya bakma cüretleri olmaz : “Ona temizlenenlerden başkası dokunamaz” (Vakıa – 79)

 

Nuh diyordu ki ; siz bu adın ne denli ulu ve büyük olduğunu göremiyorsanız gözlerinizi gözyaşlarıyla yıkayın ve için için ağlayın da körlük ve yoksunluğunuzdan haberdar olun. Siz ağlamazsanız, ben gücüm yettiğince size ağlarım. Allah, size ağlamam için bana Nuh adını verdi. Hakikatlerinizin helak girdabında olduğu şu saatte, umut içerisinde ağlıyorum. Tıpkı hastanın ölümü yaklaşınca bir yandan ağlayıp bir yandan da umut taşıması gibi. Bu helak girdabıdır. Ben görürüm, siz görmezsiniz. Daha bir yaklaşıp yüzlerinize dokunur. Ben, geminin üstündeyken de sizin için ağlarım. Ama bu, umutsuzca ağlayıştır : “Boğuldular, sonra da ateşe sokuldular ve kendilerine Allah ‘tan başka yardımcılar da bulamadılar.” (Nuh-25).

 

Yani bu adı küçümsedikleri, bu ada saygı göstermedikleri ve bu adın ikbaline çağıran Nuh ‘u dikkate almadıkları için sonunda bu adın izzeti onları yakaladı ve adlarını tepe taklak etti ; “Zulmeden topluluğun kökü böylece kesildi” (En’am 45).

 

 

Hamd, Alemlerin Rabbi Olan Allah ‘adır…

 

 

 

Mecalis-i Seb’a

Mevlana Celaleddin-i Rumi

 

 

 

“Bismillah” öyle bir addır ki onun gücüyle İmran oğlu Musa (Rahman ‘ın salavatı üzerine olsun), Firavun ‘un yüz bin kılıçlı, yüz bin mızraklı, demirler ezen ateş toynaklı ordusunu bir asayla alt üst etmiştir.

 

“Bismillah” öyle bir addır ki onunla İmran oğlu Musa, İsrail oğullarının geçmesi için denizde on iki ana yol açmış ve denizden toz kaldırmıştır.

 

“Bismillah” öyle bir addır ki Meryem oğlu İsa onu ölüye okumuş da ölü dirilmiş, başını mezardan kaldırmış, bu adın heybetinden saçı ağarmıştır. Ey, Münker ve Nekir in mezarda soru soracağını inkar eden ! İsa ‘nın sesiyle ölünün mezardan kalkışına dair kıssayı inkar mı ediyorsun yoksa ? Münker ve Nekir ‘in sesiyle ölü niçin kefenden başını çıkarıp cevap vermesin ?

 

“Bismillah” öyle bir addır ki her gün bir çok topal, dertli, hasta ve kör, İsa ‘nın (selam üzerine olsun), kilisesine her sabah toplanır, İsa evradını bitirince çıkıp bu kutlu adı onlara okurdu da hepsi de tam bir sağlık ve kuvvetle hastalıksız olarak evlerinin yolunu tutardı.

 

“Bismillah” öyle bir addır ki, Mustafa (selam üzerine olsun), dolunaylı gecede Kabe ‘nin etrafını tavaf ederken (Mekke de aşırı sıcak yüzünden çoğu insan gece dolaşırdı) Ebu Cehil onu görüp de öfkelenmiş, hasedi kabarıp köpürmüş de , “Allah bilir, bu büyücü yine ne hile peşinde ?” demişti. Mustafa (selam üzerine olsun), “Hile nerde, ben nerde ?”. Ben insanları senin gibi sapıkların hile ve tuzaklarından kurtarmak için geldim.” diye  şefkat yollu bir cevap vermişti. Ebu Cehil “Büyücü değilsen, avcumda ne olduğunu söyle” demişti. O , avcuna kasıtlı olarak çakıl taşları almıştı. Emin Cebrail yetişip demişti ki “ Ey Muhammed, Hak sana ‘Allah ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun ey peygamber’ selam iletiyor ve diyor ki ‘Sana büyücü deseler de aldırma. Biz sana güzel adlar koyduk’ Bunların kimilerini insanlara söyledik, kimilerini de insanların anlama güçleri olmadığı için söylemedik : “İnsanlarla akılları ölçüsünde konuş.” O kim oluyor da sana ad koyuyor ? Köleye ad koymak efendinin kârıdır. Dışardan gelmiş aşağılık köleye mi kalmış efendiye ve efendi oğluna ad koymak? Onun koyduğu adı onun kendi boynuna asarlar da cehenneme yollarlar. Avucumda ne var diye mi sınıyor..Ona cevap olarak de ki hangisini istersin ? Avucunda ne olduğunu söylememi mi, yoksa senin avucunda olanın benim ne olduğumu söylemesini mi ?

 

Mustafa (selam üzerine olsun), “Rahman, rahim Allah ‘ın adıyla” deyip bu kutlu adı dile getirerek onu cevapladı. Ebu Cehil , “Hayır. Benim avucumda olanın senin ne olduğunu söylemesi daha güçlüdür.” Allah ‘ın tertemiz adı sayesinde Ebu Cehil in elindeki her bir taş parçası dile geldi : “Allah ‘tan başka ilah yoktur, Muhammed Allah ‘ın Elçisidir” . Bu olay üzerine bir grup insan iman etti. Ebu cehil söylediğine çok pişman olup öfkesinden çakıl taşlarını yere çaldı ve “Gördün mü” dedi , “kendi elimle ne yaptım?” . Yine kendini toparlayarak inatla dedi ki “Lat ve Uzza ‘ya yemin olsun ki bu da sihir!”.

 

Ebu cehil in kimi arkadaşları kendisine dediler ki ; “sihir yere etki ederde göğe etki etmez. Gel onu bununla sınayalım”.. Peygamberimize gelip “bu yaptığın sihir değil hakikatse ve Allah ‘tan sa şu dolunayı yar. Çünkü sihir göğe etki etmez.” Emin Cebrail, anında yetişip dedi, “Endişelenme. Ezeli ve ebedi kadim Rabbimizin kutlu adını anıp “Rahman ve Rahim Allah ‘ın adıyla” de. Şu iki kutlu parmağını birbirinden ayrı tut da kudretimizi görsünler.

O da öyle yaptı ve “Saat yaklaştı ve ay yarıldı” hükmü üzere ay anında iki parça oldu. Bir yarısı Peygamber in sağdaki parmağına doğru, bir yarısı da soldaki parmağına doğru gidiyordu. Korkunç bir ses geliyordu. Öyle ki şehirde ve çölde binlerce hayvan öldü. Geri kalan hayvanlarda oy yiyemez olmuş titriyordu. Bir çok insan hastalandı. Kimilerinin karınları kanla doldu. Hepsi, “Allah aşkına çabuk ayın parçalarını birleştir ve eski durumuna getirip düzelt. Yoksa anında bütün dünya altüst olur.”

 

Peygamber (selam üzerine olsun), “Rahman ve rahim Allah ın adıyla” diyerek yine bu kutlu adı andı ve iki parmağını bitiştirdi. Allah ‘ın emri ve bu cana can katan adın bereketiyle ayın iki parçası birleşti .Böylece bir grup insan daha iman getirdi. Ebu cehil in üzüntüsü daha bir arttı. Kendini kaybetti. İnatla kendini toplayarak dedi, “Bu doğruysa göz ve kulak yanıltma ve akıl çeldirme olmamalı. Başka şehirlerinden bundan haberi olmalı.” Gökteki ay yarıldı.

 

“Gökleri ve yari yaratan” (Yusuf-101), bu kubbede bu iki mumu “güneşi ışıklı, ayı parlak kıldı” (Yunus-5) hükmünce tutuşturup karanlıkların perdesini bu iki mücevherin ateşiyle yaktığından beri atalarımızdan, dedelerimizden hiç kimse bu tuhaf ve garip olaya benzer olayı kesinlikle anlatmamış ve hiçbir kitap buna benzer bir olay yazmamıştır” diyorlardı. Etraftan mektup üstüne mektup geliyordu. Ebu cehil ve benzerlerinin yüzü “Kalplerinde hastalık olanlarınsa pisliklerini kat kat artırır” (Tevbe-125) hükmünce her an daha bir kararıyordu. İman etmiş olanların yürekleri ve imanlarıysa “İmanlarına iman katsınlar diye…” (Fetih-4) hükmünce her geçen gün daha bir güçleniyordu…

 

 

….

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ