23.01.2021 - Malatya Şehir Portalı & Firma Rehberi
Malatya Portal ~ Firma Rehberi

Hasan Sabbah ve Kısa Yaşam Öyküsü

Hasan Sabbah ve Kısa Yaşam Öyküsü

İsmaililerin Seyyidina Hasan bin Sabbah diye cağırdıkları Hasan Sabbah (Ali oğlu Muhammed oğlu Cafer oğlu el-Huseyin oğlu Muhammed oğlu el-Sabbah, el-Himyari) Kum kentinde doğdu. Ataları kendisinden altı kusak once Yemen’den gelip Kufe yakınlarında Himyari’de yerlesmis. İran’a gecerek bir sure Kum’da kalan Sabbah ailesi, daha sonra Rey’de yasamaya baslamıslar. Kısacası Hasan Sabah İran’da doğup yetismis ,Yemen kokenli Kufeli bir Araptır. Hasan Sabbah 17 yasına kadar Oniki İmamcı Sii eğitimi almıs. Ancak on yedisinde dai Amir Darrin’den el alıp, İsmaili davasına katılmıstı. İsmaili davası uzerinde, propagandistler tarafından bircok kitaplar okutulup, eğitim derecelerinden gecirildikten sonra İmam Cafer oğlu İsmail’in İmamlığının ve onun ardıllarının yasallığına inandırılmıs.

Boylelikle Fatimi İsmaili davasınına kazanılmıstı. Mustansır uzerine ‘ahd (ikrar, yemin) toreninden’ gecerek, onun zamanın İmamı olduğunu kabul edip İsmailizmi kucaklamıstı. 1072’de İran’da gorevli Rey’de oturan bas dai Abdul Malik el-Attas’ın huzuruna cıkarılmıs. Dava’ya yeni girmis biri olarak kendisine gorev verildi.

Onu Mısır’a gonderen de bas dai el-Attas olmustur. Boylelikle 30 yıl once Nasır Husrev’in yaptığı gibi Fatimi davasının merkezi karargahını ziyaret etmis olacaktı. 1074-1075’de Rey’den Isfahan’a gitti. Burası İran İsmaililerinin dava merkeziydi. Sonucta Hasan Sabbah, 1076-1077 yılında Muayyad hala Kahire bas daisi iken, Isfahan’dan Mısır’a gitmek uzere yola cıkıyor. Abdul Malik el-Attas’ın izniyle once Azerbaycan’a uğruyor. Oradan guneye donerek Mayyafarikin’e (Diyarbakır’ın Silvan ilcesi) geliyor. Burada Sunni ulemanın otoritesini reddederek İslam dinini yorumlarken, İmamın istisnasız haklılığını ispatlayan tartısmalara giristi. Bunun uzerine Hasan kentin Sunni kadısı tarafından kovulunca, Musul’a indi. Sonra Suriye’de Sam’a doğru ilerledi. Ancak Mısır’a giden kervan yolunu, Fatimilere karsı savas acmıs olan Suriye Selcuklu emiri Atsız’ın askeri operasyonları yuzunden kapatılmıs buldu.

Bunun uzerine deniz kıyısına indi. Beyrut, Sidon, Tyre, Acre (Akka) ve Caesara’ya uğrayan bir yelkenliyle 1078 Ağustos’unda Kahire’ye ulastı. Orada Fatimi yuksek rutbeli gorevliler tarafından karsılandı. Once Kahire’de, daha sonra İskenderiye’de kaldığı uc yıl Mısır’da Hasan’ın eylem ve deneyimleri hakkında fazla birsey bilinmiyor. Ancak Fatımi İmamı El-Mustansir’i goremedi.

Rasiduddin ve Cuveyni tarafından kullanılmıs Nizari kaynaklarına gore, Hasan Mısır’da Nizar’ı desteklediğinden dolayı, guclu iktidara sahip olan Ermeni kokenli vezir Bedr el Cemali’nin kıskanclığına uğradı. İbn el-Esir ise, el-Mustansir’in sahsan Hasan’a, halefinin Nizar olacağı sırrını acıkladığını yazmaktadır. Hasan’ın Mısır’dan Kuzey Afrika’ya surgun edildiği anlasılıyor. Ancak yolculuk ettiği yelkenli batmıssa da, o da kurtularak Suriye’ya gecmis. Boylece donus yolculuğu cok kotu kosullarda baslamıs oluyordu. Sonunda Hasan Halep, Bağdad ve Kuzistan uzerinden 1081 Haziranında Isfahan’a ulastı.

Yasam oykusunden kalma bazı metin parcalarına gore, 9 yıl boyunca Hasan Sabbah İran’da İsmaili davası hizmetinde cok genis alan icerisinde geziler yaptı. Baslangıcta Kirman ve Yezd’de İsmaililiğin propagandasına giristi. Uc yıl yasadığı Damghan’a gitmeden once uc ay Kuzistan’da kaldı. Hasan, Selcuklu iktidar merkezlerinin bulunduğu ulkenin (İran) batı ve orta bolgelerinde, onundeki tum guclukleri yenerek basarılar kazanacaktır. İran’da hala Dailer daisi Abdul Malik al-Attas’ın yonetiminde İsmaili davası surduruluyordu. Daylam dailiğine atanan Hasan Sabbah, 1087-1088’de bolgedeki o asılmaz Alamut kalesini secti kendi devrimi icin. Damgan’daki baslangıc ussunden, sonra Mazendaran’daki Sehriyarkuk’tan gecti, İsmail Kazvini dahil, Muhammed Cemal Razi ve Kiya Abul Kasım Larijani gibi bircok daiyi Alamut cevresinde yasayan yerli halkı İsmaililiğe dondurmek icin cesitli bolgelere gonderdi…

(Farhad Daftary, Ismailis, Their history and doctrines, London: Cambridge University Press, 1990, s.336- 338)

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ